Osman Bacara…
Bazı insanlar vardır, gidişleri sessiz olur ama yoklukları hayat boyu konuşur. Osman abi de onlardan biriydi. Akrabalara olan sadakatiyle, insanın içine işleyen merhametiyle, tertemiz kalbiyle tanıdık onu. Kimseye yüksek sesle iyiliğini anlatmazdı ama yaptığı her güzel şey, geride kalanların yüreğinde derin izler bırakırdı.
Yıllar önce, daha çok gençken, kimsenin hazırlıklı olmadığı bir anda, Covid denen o zalim hastalıkla aramızdan ayrıldı. Giderken ardında sadece gözü yaşlı sevenlerini değil, çocuklarını, yarım kalan hayallerini, söylenememiş cümleleri, tutulamamış sözleri bıraktı. En acısı da buydu belki… Veda edememek.
Osman abinin müziğe olan ilgisi başkaydı. Bir heves, bir hobi değildi bu. Sanki ruhunun diliydi müzik. İçindekileri konuşarak değil, şarkılarla anlatırdı. Ölmeden kısa bir süre önce Akademi Müzik’in sahibi Rahmi Akkuş’un yanına gitti. Kimseye büyük büyük planlar anlatmadı. Sadece kendine has o güzel, içten yorumuyla bir şarkı okudu. Belki bir sürpriz hazırlıyordu. Belki de sessiz sedasız bir iz bırakmak istiyordu bu dünyada. O şarkıyı sosyal platformlarda paylaşacaktı belki… Olmadı. Hayat, yine en acımasız yerinden dokundu.
Hastaneye düşmeden sadece 6 gün önce telefonda konuştuk. Sesinde bir yorgunluk vardı ama umut da vardı. ‘Oturup hasret giderelim’ dedik. Uzun uzun konuşacaktık. Eski günleri, kahkahaları, dertleri, çocukları… Ama o masa hiç kurulmadı. O sohbet hiç yaşanmadı. Azrail araya girdi. Ve insan, bazı şeylerin neden hep’ sonra’ya kaldığını işte o zaman anlıyor.
Son zamanlarda bir başka hali vardı Osman abinin. Sanki içten içe vedaya hazırlanıyordu. Özellikle veda şarkılarını dinlemesi çok garip gelirdi bana. Erdem Balkır’ı sık sık açardı. O meşhur türküyü dinlerken bazen sesi titrer, bazen gözleri dalıp giderdi.
‘Bu nasıl bir derttir, dermanı yoktur
Bedenimde değil, ruhumda sızı
Görünmez bir yara, acısı çoktur…’
Şimdi düşünüyorum da… Belki de içindeki görünmez yaraları o sözlerle sarıyordu. Belki söyleyemediklerini o türkü söylüyordu bizim yerimize. Belki de ruhu, yaklaşan vedayı çoktan hissetmişti.
Osman abi, iyi bir evlattın, iyi bir baba, iyi bir dost, iyi bir akrabaydın. Kimseyi kırmamaya çalışan, kalp incitmekten korkan bir adamdın. Genç yaşta gittin… Çok erken gittin… Ama ardından bıraktığın iz, yaşından çok daha büyüktü.
Şimdi geriye anılar kaldı. Bir ses, bir şarkı, bir yarım cümle… Ve içimizde hiç dinmeyen bir özlem. Zaman geçiyor ama yokluğun geçmiyor Osman abi. Bazı insanlar unutulmaz; sadece alışılmaya çalışılır. Sen de onlardan birisin.
Nurlarda uyu güzel kalpli Osman abi.
Seni unutmadık…
Unutmayacağız.
Dualarımızda, anılarımızda, dinlediğimiz her hüzünlü şarkıda hep varsın.
Habib BABAR

