‘Vatan, ecdadımızın mezar yeridir, vatan, evlatlarımızın meskenidir. Vatanını sevmeyenin vicdanı yoktur.’ Bu sözler, sadece bir vecize değil, Azerbaycan Türklerinin acı ve özlemlerini dile getiren bir çığlıktır. Bağımsızlığa giden yolda binlerce can veren Azerbaycan, tarih boyunca özgürlüğünü korumak için büyük bedeller ödedi. Bu acının en derin yaralarından biri de Hocalı Katliamı’dır.
1991’in son günlerinde, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte Ermeniler, Azerbaycan topraklarına göz dikti. Hedefleri, stratejik öneme sahip Hocalı’ydı, o dönemde bölgede tek havaalanı burada bulunuyordu. 11 binin üzerinde insanın yaşadığı, 2 bin 605 haneden oluşan bu kasaba, Ermeniler tarafından ablukaya alındı. İnsanlar yiyecek yardımlarına bile helikopterle ulaşabiliyordu.
Ve 25 Şubat 1992 gecesi… Karanlık, sadece gökyüzünü değil, Hocalı’nın üzerine çöktü. Ermeni güçleri, Sovyet ordusunun desteğiyle üç koldan saldırıya geçti. Savunmasız kadınlar, yaşlılar, çocuklar hedef alındı. 613 Azerbaycan Türkü hayatını kaybetti. 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 63’ü çocuktu. 487 kişi ağır yaralı kurtuldu, 1.275 kişi esir alındı ve bunlardan 150’sinden hâlâ haber alınamadı.
Katliamın boyutu dehşet vericiydi. 8 aile tamamen yok edildi, 25 çocuk anne-babasını kaybetti, 130 çocuk ise ebeveynlerinden birini yitirdi. Kadın, çocuk, yaşlı demeden yapılan vahşet, adli tıp raporları ve şahit ifadeleriyle belgelenmişti. Kafa derileri soyulan, kulakları, burunları, gözleri kesilen, hamile kadınların süngülenerek katledildiği bir vahşet… Dünyanın gözü önünde işlenen bir insanlık suçuydu bu.
Azerbaycan, Hocalı’da yaşananları soykırım olarak tanımlıyor. Azerbaycan Parlamentosu’nun bu kararı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2010’daki değerlendirmesi ve 18 ülke parlamentosu ile ABD’nin 24 eyaletinin tanıdığı kararlarla destekleniyor. Ancak Hocalı’nın acısı, resmi kararlarla değil, her Azerbaycanlının yüreğinde yaşıyor.
Ve Azerbaycan, vazgeçmedi. 32 yıl süren işgalin ardından 2020’de Karabağ özgürlüğüne kavuştu. Hocalı’nın, Şuşa’nın, Laçın’ın ve diğer işgal altındaki toprakların geri alınması, Azerbaycan’ın yılmaz direnişinin ve adalet arayışının bir sonucudur.
Hocalı, sadece bir kasaba değil; bir hafıza, bir ulusal vicdan ve bir uyanıştır. Her kaybedilen hayat, her gözyaşı, her anı, Azerbaycan’ın özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin simgesidir. Ve bugün, Hocalı’yı hatırlamak; yalnızca geçmişi anmak değil, geleceğe sahip çıkmaktır.
‘Vatan ecdadımızın mezar yeridir, vatan evlatlarımızın meskenidir.’ Hocalı, bu sözleri doğrulayan bir tarih, unutulmaması gereken bir insanlık dersidir.
Habib BABAR

