90’lı yıllardı… Türkiye’nin her köşesinde basılı gazetenin kokusu, mürekkebin heyecanı vardı. Ben de o yıllarda, memleketim Iğdır’a farklı bir soluk getirmek, şehri renkli gazeteyle tanıştırmak gibi biraz cesur, biraz da hayalperest bir karar verdim. O dönem Hürriyet Gazetesi’nde çalışıyordum. Mesleğin mutfağında pişmiş, gazeteciliği sadece bir iş değil, bir dava olarak gören insanlarla yan yanaydım.
Bu fikri ilk paylaştığım kişi, benim için her zaman ayrı bir yeri olan duayen gazeteci Ertuğrul Polat oldu. Yanına gittim ve her zamanki samimiyetimle, ‘Ertuğrul baba, ben Iğdır’a renkli gazete çıkarmaya karar verdim,’ dedim.
Beni dinledi, gözlerimin içine baktı. O bakış, mesleki tecrübenin, sezginin ve güvenin bakışıydı. Fikrimi beğendi. ‘Hadi o zaman,’ dedi, ‘Kolları sıvayalım.’
Ve öyle de yaptık. Gazeteleri bastık, İstanbul’dan yola çıkardık. Zor bir işti. Hem maddi hem manevi yükü vardı. Ama inancımız vardı. Kısa sürede Iğdır Postası, sadece bir gazete değil, kentin sesi, hafızası ve aynası haline geldi. Okuruyla bağ kurdu, güven kazandı, hak ettiği yere ulaştı. O günlerin heyecanı hâlâ içimdedir.
Yıllar geçti… Zaman değişti, teknoloji değişti, gazetecilik de kabuk değiştirdi. Derken bir gün telefonum çaldı. Arayan, sevgili kardeşim Mehmet Babar’dı. Sesinde tatlı bir heyecan vardı. ‘Abi,’ dedi, ‘Sana bir sürpriz yapayım dedim. Iğdır Postası gazetesini dijital haliyle geri getirdim. Yani… Efsane geri döndü.’
İtiraf edeyim, o an boğazım düğümlendi. İnsan bazı şeylerin bittiğini sanıyor ama meğer sadece şekil değiştiriyormuş. Iğdır Postası’nın yeniden doğduğunu duymak beni hem duygulandırdı hem de gururlandırdı. Çünkü bu, sadece bir gazetenin dönüşü değil, bir emeğin, bir hatıranın ve bir inancın yeniden hayat bulmasıydı.
Evet, yıllar sonra efsane gazete geri döndü. Bu kez dijital dünyada, ekranlarda, parmak uçlarımızın ucunda… Ama ruhu aynı. Yine Iğdır’ın yanında, yine halkın sesi olma iddiasıyla, yine doğruyu, iyiyi ve gerçeği savunma kararlılığıyla.
Eskiden olduğu gibi bugün de okurun yanında olacağız. Çünkü gazetecilik, mecra ne olursa olsun, vicdanla yapılır. Ve biz o vicdanı hiç kaybetmedik.
Hoş geldin yeniden Iğdır Postası.
Efsaneler bazen ara verir…
Ama geri döndüklerinde daha güçlü olurlar.
Habib BABAR

