İslam’ı Yeniden Düşünmek” Konferansında İslam Düşüncesi Tarihi ve Modern Yaklaşımlar Ele Alındı

Iğdır Üniversitesi’nde düzenlenen konferans, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın ardından Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Programın açılış konuşmasını İlim Yayma Cemiyeti Iğdır Şube Başkanı Mirpenç Akşit yaptı.

“Öğrencilerimizin sağlıklı düşünsel temellerle yetişmesini istiyoruz”

Akşit, cemiyet olarak her zaman öğrencilerin yanında olduklarını belirterek, “Kıymetli hocalarımızdan ve sahih kaynaklardan yararlanarak zihin dünyanızı doğru şekilde inşa etmenizi istiyoruz. Modern dünya düşünmeyi rasyonel akla indirgerken, İslami düşünce aklı ve ruhu bir arada ele alır. Bizler de gençlerimizin hem sağlıklı düşünmesi hem de topluma faydalı bireyler olması için üzerimize düşeni yapacağız.” dedi.

Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz: “Dinin temeli bilimsel bir tecrübeye dayanır”

Konferansın konuşmacısı Prof. Dr. Yusuf Şevki Yavuz, İslamiyet’i tarihsel süreç içinde ele aldı. İslamiyet öncesi dönem, İslam’ın doğuşu, mezheplerin oluşumu ve İslami ilim geleneği üzerine kapsamlı bir değerlendirme yapan Yavuz, konuşmasına İslam’ın tanımıyla başladı:

“İslam, Allah Teâlâ’nın ilk insandan son peygamber Hz. Muhammed’e kadar peygamberler aracılığıyla gönderdiği dinin adıdır. Bunun temel belgesi ise Kur’an-ı Kerim’dir.”

Dinin yalnızca inanca dayalı bir olgu gibi sunulmasının eksik olduğunu vurgulayan Yavuz, “Din, insanın yaşadığı ruhi bir tecrübedir. Peygamberlerin aldığı bilgiler, akıl ve duyuların ötesinde bir bilgi edinme biçimidir. Bu nedenle dinin bilimsel temeli olmadığını söylemek son derece yanlış bir bakış açısıdır.” ifadelerini kullandı.

“Sünnetin yeniden düşünülmesi gereken yönleri var”

İslam’ı yeniden düşünmekten kasıtlarından birinin “Kur’an ve sünneti yeniden ele almak” olduğunu belirten Yavuz, sünnetin hem vahiy barındıran hem de vahiy dışı unsurları içerdiğini ifade etti:

“Hz. Peygamberin her sözünün vahiy olduğunu söylemek doğru değildir. Bu anlayış sünneti yeniden değerlendirmeyi gerektirmektedir. Ayrıca İslam ilimleri akait, kelam, fıkıh ve diğer sosyal bilimlerle ilişkili alanlar yeniden ele alınmalıdır.”

“Kur’an ve sünneti merkeze almadan doğru bir düşünce zemini oluşmaz”

Yavuz, hicri birinci asırdan itibaren Kur’an ve sünnetin sürekli düşünülüp tartışıldığını, farklı meseleler nedeniyle farklı görüşlerin ortaya çıktığını aktararak, yeniden düşünme sürecinin aslında İslam düşüncesinin doğal bir parçası olduğunu söyledi.

Kur’an vahiydir, sünnet onu açıklayan uygulamadır. Düşünürken bu iki kaynağı merkeze almak mecburiyetindeyiz.” dedi.

Mezhepler ve İslam filozofları değerlendirildi

Haricilikten Şiiliğe, El-Hadis ekolünden Cehmiye’ye kadar birçok mezhebi ele alan Yavuz, Gazzali, Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd gibi filozofların katkılarına değindi. İslami ilimler geleneğinde dünyevi bilimlerin zamanla geri planda kalmasının önemli bir kayıp olduğunu vurguladı.

Kur’an’ın bir bilim kitabı olmadığını ancak insanı bilimsel düşünceye yönlendirdiğini söyleyen Yavuz şöyle konuştu:

“Kur’an, insanı tabiatı ve evreni incelemeye çağırır. Bu çağrı hem Allah’ın varlığı konusunda yakîn elde etmeyi sağlar hem de insanı bilimsel araştırmaya sevk eder. Kâinatı, canlı ve cansız varlıkları incelediğimizde bilim dediğimiz bilgi birikimi ortaya çıkar.”

Haber / Erdal Yalçın